1

Orman Yangınları Bizi Nelerle Yüzleştirdi?

Son bir hafta on gündür, ülkemizin sıcak ve kıyı bölgelerinde yayılan orman yangınları, bize adeta ayna tutarak kendimizle ve yapıp ettiklerimizle yüzleşmemizi sağladı.

En başta ne kadar cahil, düşüncesiz, vurdumduymaz, ihmalkar, bencil ve acımasız olduğumuzu gösterdi!

Sonra, içimizden bazılarının hıyanette dudak uçuklatacak kadar sınır tanımadığını, teröristlerin asıl amacının asla hak ve hürriyet olmadığını, tamamen yıkıcı, yok edici şeytani davalarını bütün iğrençliği ile ortaya çıkardı!

Her olaydan siyasi rant devşirmek isteyenlerin sinsi fırsatçılığını ve sorumsuz davranışlarını siyasi manevralarla gizlemek isteyenlerin pişkinliğini ortaya döktü!

Ne demek istediğimin ayrıntılarına girmeden önce, halen aktif görevde bulunan bir Sivil Savunma Amiri olarak, yangın hakkında kısa teknik bilgiler vermek ve olayın vahametini açıklamak istiyorum.

Yanma olayı, yanıcı maddenin oksijenli bir ortamda belirli derecede ısıya maruz kalması ile başlayan kimyasal bir reaksiyondur. Bu 3 yanma elemanından en az birisi ortamdan çekilmeden veya bitmeden zincirleme devam eden bir süreçtir. Yanma başlayınca çok hızlı bir şekilde büyür ve muazzam bir enerji birikimine neden olur. Normal bir oturma odasının tutuşma sonrası alev deryasına dönmesi en fazla 3 dakika, bir dairenin komple yangınla sarılması en fazla 5-6 dakika, 4-5 katlı bir binanın tamamen yangına teslim olması en fazla 15-20 dakika sürer!

İlk başta tutuşma döneminde söndürülemeyen her yangın, kaybedilmiş bir cephe savaşı gibidir. Yangını söndürme ve soğutma çalışmaları ise, oluşabilecek mal ve can kaybını en aza indirmek için yapılan çaresiz savunma ve korunma mücadelesidir. Aslında yangınla mücadele olmaz, yangını önleme ve engelleme olur. Çünkü hızını almış bir yangını durdurmak çok zor, çok tehlikeli, çok maliyetli ve çok yönlü teknik yeterliliği gerektirir.

Her yangın aynı değildir. Çünkü yanan maddenin özelliği yangının etkisini ve şiddetini belirler. Yangınları, yanan maddelerin niteliğine göre 5 sınıfta inceliyoruz:

1. A SINIFI YANGINLAR (KATI MADDE YANGINLARI)
2. B SINIFI YANGINLAR (SIVI MADDE YANGINLARI)
3. C SINIFI YANGINLAR (GAZ YANGINLARI)
4. D SINIFI YANGINLAR (HAFİF METAL YANGINLARI)
5. F SINIFI YANGINLAR ( BİTKİSEL ve HAYVANSAL YAĞ YANGINLARI )

Orman yangınları A sınıfı katı madde yangınlarının en zorlu ve ağır örneklerinden birisidir. Diğer yöntemler de etkili olmakla beraber, asıl müdahalesi SU ile yapılır.

Yukarıda gördüğünüz gibi, ateşin tutuşması için gerekli 3 elamandan ikisi, yani oksijen ve yanıcı maddeler etrafımızda her yerde hazır ve yoğun şekilde bulunuyor. Geriye sadece ısı kaynağı kalıyor. Ormanlık alanlarda düşüncesizce bıraktığımız şişe vb. cam parçaları, parlak yüzeyli metaller, sönmeden atılan izmaritler, rastgele dökülüp gidilen mangal artıkları gibi malzemeler, yangının başlaması için gerekli ısı kaynağını kolayca sağlayabiliyorlar. Havadaki nemin iyice düşerek ağaç, dal ve yaprakların kuruması, aşırı yükselen hava sıcaklığı dalgası da ateşin başlaması için özel destek veriyor. Yangın için mükemmel ortamı doğuruyor.

İşte çer çöplerimizi, cam şişe ve metal içecek kutularımızı, küllerimizi hiç düşünmeden sağa sola atabilen insanlarımızın, ne kadar bencil, cahil, saygısız ve umarsız olduğunu bu yangınlar sayesinde görüp yaşamış olduk. İhmal ve kasta varan hatalarımızın acı sonuçlarıyla yüzleşiyoruz.

Bu kadar çok sayıda yangının aynı anda başlamasını sadece doğal sebeplere ve ihmallerimize bağlarsak gerçeklerden kopmuş oluruz. Elbette, bu ortamı fırsat bilerek yangın çıkaran veya kendi çıkarmadığı yangınları bile üstlenerek kirli rantından geçinmek isteyen PKK gibi hain terör örgütleri de çirkin yüzlerini tekrar gösterdiler. Orman yangınlarını çıkarmaları veya üstlenmeleri ile o hainlerin asıl derdinin meşru haklara kavuşma olmadığı iyice belli oldu. Sistemle veya sistemi yönetenlerle sorununuz olabilir. Bunu terör yoluyla çözmeye kalkmanız kabul edilemez aşağılık bir durum iken, vatanımızda yaşayan bütün canlıların ortak değeri, milli güzelliğimiz olan ormanların yanıp yok olmasını istemek, nasıl bir esfel-i safilin çukur halidir? İnsanlara olan düşmanlığınız yetmedi de masum dilsiz hayvanlara, çiçeklere, böceklere ve yüzyıllık ağaçlara olan düşmanlığınızla mı tatmin olacaksınız ey soysuzlar! Vallahi sizde zerre kadar bir akıl olsaydı, bırakın orman yangınlarını üstlenmeyi, çıkan yangınlara dağdaki teröristinizle bile müdahale ederek söndürmeye çalıştığınızı göstermeniz gerekirdi! Sizler, necip Müslüman Kürt halkının asla temsilcisi olamaz, ancak şeytanın ve şeytani devletlerin ucuz taşeronluğunu yapabilecek çapsız, düşüncesiz, imansız halk ve hak düşmanları kalabilirsiniz! Kendisine ateşin çocukları diyen bu soysuzları, sonsuza dek Cehennem ateşinden ayırma Ya Rabbi!

Şu anda olağanüstü bir yangın fırtınası dönemi yaşıyoruz. Doğal veya suni şekilde çıkan yüzlerce yangın söz konusudur. Bu kadar farklı coğrafyada aynı anda çıkan yangınlarda dünyanın en güçlü ülkeleri bile çaresiz kalmaktadır. Nitekim bunu yakın zamanlarda meydan gelen büyük ABD ve Avustralya yangınlarında hep birlikte izledik. Elde bulunan imkanlar yangın yerlerine bölüştürüldüğünde, hepsini birden tatmin edecek bir fayda sağlamak mümkün olamıyor. Sadece bir yangın mahalline bakarak, ülkenin anormal yetersiz kaldığını iddia etmek haksızlıktır. Bu şartları sağlıklı değerlendirmeden, imkan dahilinde katkı sunmak yerine, siyasi zarar vermek için anormal yıkıcı kampanyalarla uğraşanların hali ve şiddeti kesinlikle iyi niyetli olmadıklarını ele veriyor. Şimdi kavga değil KATKI zamanıdır! Katkın varsa yap veya söyle! Moral bozacaksan, fitne çıkaracaksan, lütfen sus ve işine bak kardeşim! Yangın sönünce yine kronik muhalefetine devam eder, haklı veya haksız eleştirilerini yaparsın. Şu anda bütün hükumet ve Cumhurbaşkanı topluca istifa etse, yangınlar kendiliğinden mi sönecek? Yerlerine hazır kıta bekleyen mükemmel bir ekip var da biz mi bilmiyoruz? Bu yangınlar sayesinde, ne olursa olsun istemezük diyen yıkıcı muhalifler ve onların dış kaynaklı planlı saldırıları ile de yüzleşmiş olduk.

Elbette fırsatçı muhaliflerin eline koz verenlerin durumunu da belirtmek gerekir. Tam yangın sırasında ormanlık alanların turizme teşvik amacıyla sınırsız şekilde düzenlenebileceğini gösteren kanunu çıkarmanın alemi var mıydı? Bu kadar mı sabırsız otelci ve müteahhitlerimiz var? Milletin içine yeni kuşkular ekmenin ne gereği vardı? Türk Hava Kurumu’nu büyük bir dolandırıcılık şebekesiyle çökerten emekli tümgeneral Osman Yıldırım, 2009 yılında seçilerek THK Başkanı oldu. Osman Yıldırım  kurduğu THK vakfı ile 13 anonim şirket açtı ve bankalardan 800 milyon TL kredi çekerek THK’nın bütün mallarını ipotekledi. Sonunda yolsuzluktan tutuklandı ve ekibiyle birlikte hapse atıldı. Yerine atanan kayyum başkan ve en büyük iş ortağı olan Tarım Bakanlığı, THK’yı kurtarmak yerine tasfiye kurumu gibi çalışarak fiilen canlı cenazeye çevirdi. Uçaklar ihale dışı bırakıldı, bakımsızlıktan uçamaz hale geldi. Deneyimli ekipler dağıtıldı ve bir efsane elbirliği ile yok edildi. Yangın uçaklarını bir şekilde Türk Hava Kuvvetlerine devretmek, deneyimli ekiplerin hizmetlerinden yararlanmak, sürdürülebilir ve ekonomik bir yönetim modeli kurmak mümkündü. Onun yerine aracıların zengin edildiği, ülke kaynaklarının yabancılara aktarıldığı kiralama modeline gidildi. Yani yönetenlerin ehliyet ve liyakatsizliğinin de acı faturası ile yüzleşmek zorunda kaldık.

Bize düşen, bir nevi savaş cephesine dönüşen yangın alanlarını en kısa sürede söndürmek için önyargısız, amasız, çekincesiz elbirliği ile mücadele etmek ve sonrasında oturup her şeyi baştan sona değerlendirerek, aynı hatalardan korunmak üzere tedbir almaktır. Aklın yolu birdir. Mesela, bize yardıma gelen yabancı ülke uçaklarının genelde Hava Kuvvetleri içinde barındığını görüyoruz. Demek ki bizim de havadan yangınla mücadeleyi Hava Kuvvetlerimiz içinde organize etmemiz gerekir. Mesela, yangından boşalan arazileri güzelce etüt ederek, yangına dayanıklı ve ekonomik olarak sürdürülebilir ağaç türleriyle çeşitlendirelim. Ormanları yaşayarak koruyan, hem fayda sağlanan hem de özenle bakılan mecralara dönüştürelim. Zaten çok az bulunan ormanlık alanların turizm, madencilik vb. amaçlar için kolayca harcanan değersiz metalar olmaktan çıkaralım! Sadece belirli şirket çıkarları ve birkaç ayrıcalıklı şahsın rant gözüyle bakmaktan vazgeçelim.

Bunlar işin maddi, yani fiili dua kısmıydı. Bir de yaşadığımız bu felaketler için her birimizin nefis muhasebesi yaparak, günah ve hatalarımızdan dolayı Allah’tan af dilememiz ve bu afetlerden kurtulmak için, semavi yardımlarını samimiyetle dua ederek istememiz gerekir. Genel afetler masum-suçlu ayırmadan herkesi etkiliyor. Bizim de masum-suçlu gözetmeden topluca niyazda bulunmamız icap eder.

Yüce Rabbimiz, bu yangın ve benzeri afetlerini üzerimizden kaldırsın, kalplerimize iman ile hidayet ve iyilik versin. Şer odaklarının ve şeytan uşaklarının fitnelerini kendilerine çevirsin. İçimizdeki masum ve mazlumlar hatırına bizleri affeylesin! Amin…